Herkese selamlar dostlar yeni bir bölüme hoş geldiniz! Bugün 23 Şubat 2025.
Bu haftanın öne çıkan haberleri:
Hemen haftanın olayıyla gündeme başlayalım.
Steam'de yayınlanan PirateFi adlı ücretsiz oyun, kullanıcıların bilgisayarlarına zararlı yazılım yükledi.
Steam, bu olayı fark eder etmez oyunu platformdan kaldırdı ve etkilenen kullanıcılara e-posta gönderdi.
Ancak oyunun yaklaşık 1500 kişi tarafından indirildiği biliniyor. Bu olay Steam'de indirilen oyunların her zaman güvenli olmayabileceğini gösteriyor. Daha önce de benzer durumlar yaşanmıştı.
PirateFi oyunuyla yayılan zararlı yazılımın adı Vidar. Bu yazılım, kullanıcıların:
Normalde Steam'deki oyunların sıkı bir kontrol sürecinden geçmesi gerekiyor. Ancak saldırganlar zararlı yazılımları iyi bir şekilde gizleyerek bu süreci atlatabiliyor.
Geçmişte, bazı geliştiricilerin hesapları hacklenerek virüs yayılmıştı. Valve, bu tür durumların önüne geçmek için çeşitli güvenlik önlemleri alıyor. Örneğin:
Ancak, milyonlarca oyunun yüklendiği bir platformda her şeyi kontrol etmek mümkün olmayabiliyor.
Yeni yayınlanan açık kaynak konuşma modeli, yalnızca 5 saniyelik bir ses kaydıyla bir kişinin sesini klonlayabiliyor. Eğer yarım dakikalık bir kayıt sağlarsanız, sonuçlar çok daha gerçekçi hale geliyor. Dahası, bu model şu an herkese açık ve bilgisayarınıza indirip kullanabiliyorsunuz.
Bu tür modeller daha önce de vardı, ancak bu modelin farkı, ev bilgisayarlarında çalıştırılabiliyor olması. Örneğin, 6 GB VRAM'e sahip bir ekran kartınız varsa bu modeli çalıştırabilirsiniz. Modelin ağırlıkları ve kodları HuggingFace platformunda bulunabiliyor.
Bu model, ses klonlama endüstrisinde büyük bir değişim yaratabilir. Örneğin:
Teknoloji Raporu’nun klasik uyarısını yinelemek gerekiyor: Artık neyin doğru, neyin gerçek olduğunu anlamakta zorlanacağımız bir dünyaya giriş yapıyoruz.
Perplexity.ai, yeni derin araştırma modunu yayına aldı. Bu özellik, tıpkı ChatGPT'nin derin araştırma moduna benzer şekilde, sorgularınızı çok daha detaylı ve farklı açılardan ele alarak cevaplıyor.
OpenAI’ın derin araştırma moduna erişmek için 200 dolarlık Pro modeli satın almanız gerekirken, Perplexity’nin derin araştırma modu ücretsiz sunuluyor. Tahmin edebileceğiniz üzere sorgu sınırı bulunuyor.
Bu durum, OpenAI’ın rekabet gücünü zorlaştırıyor. Her ne kadar OpenAI yeniliklerin öncüsü olsa da, rakip firmalar ve açık kaynak modeller yenilikleri hızla yakalıyor ve kullanıcılar için daha erişilebilir hale getiriyor.
Derin araştırma modları ne kadar gelişmiş olursa olsun, yapay zekanın halüsinasyon görme veya yanlış bilgi üretme ihtimali hâlâ mevcut. Bu nedenle, üretilen bilgilerin doğruluğunu kontrol etmekte fayda var.
Ben de bu tür araçları video araştırmalarımda kullanıyorum, ancak kritik bilgileri doğrulamadan içeriğe dahil etmiyorum.
Elon Musk'ın yapay zeka şirketi X AI, yeni nesil yapay zeka modeli olan Grok 3'ü yayınladı. Şirketin kendi test sonuçlarına göre, Grok 3 diğer tüm yapay zeka modellerine fark atıyor gibi görünüyor. Ancak şu an için bağımsız test sonuçları bulunmuyor, bu da modelin gerçek performansını değerlendirmeyi zorlaştırıyor.
Normalde bir model yayınlandığında, bağımsız test platformlarında hızla yer alır. Ancak Grok 3 için bu durum gerçekleşmedi. Bunun nedenini bilmiyorum.
Şu an Grok, X AI'ın web sitesi üzerinden beta sürümünde deneyimlenebiliyor. Takip ettiğim bazı yayıncıların testlerine göre, model henüz iddia edildiği kadar etkileyici sonuçlar vermiyor. Bu durum belki modelin erken test aşamasında olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Grok 3 ile birlikte, SuperGrok adında yeni bir plan duyuruldu. Bu plan, aylık 30 dolar karşılığında şu özellikleri sunacak:
Grok'un resim üretme modelinin, mevcut birçok modele kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirtiliyor.
Grok 3'ün performansı hakkındaki kesin yargılar için daha fazla bağımsız test ve kullanıcı deneyimi gerekiyor. Şu an için modelin vaat ettikleri oldukça iddialı olsa da, gerçek potansiyelinin ortaya çıkması zaman alabilir. Kendi deneyimleriniz ve testleriniz modelin yeteneklerini anlamak için en iyi yol olacaktır.
Grok 3 duyurusuyla birlikte X.com, yapay zeka hizmetleri için fiyatlarını iki katına çıkardı. Biliyorsunuz, Grok'u hem X.com üzerinden hem de ayrı bir platform olan X.ai üzerinden kullanabiliyorsunuz. Ancak X.com'dan plan satın aldığınızda, Twitter özelliklerini de içeren bir paket sunulduğu için fiyatlar daha yüksek oluyor.
X.com tarafındaki fiyat artışının, Grok 3'ün duyurulmasıyla bağlantılı. Yeni özellikler platformun kullanıcılarına daha fazla hizmet sunsa da fiyat artışı mevcut üyelik sahipleri için ek maliyet anlamına geliyor.
Eğer X.com üzerinden bir üyeliğiniz varsa, fiyat artışı sizi etkileyebilir. Alternatif olarak, X.ai platformu üzerinden daha uygun fiyatlı seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Ancak X.ai'da Twitter özellikleri bulunmadığını unutmayın.
Microsoft, oyun görüntüleri üretmek için tasarlanan yeni yapay zeka modeli WHAM'i duyurdu. Bu model, oyuncu girdileri ve oyun videoları kullanarak tutarlı ve kalıcı oyun sekansları oluşturabiliyor. WHAM, şu an için 2 dakikalık tutarlılık süresi sunuyor.
WHAM, Google'ın Genie 2 modelinden farklı bir yaklaşıma sahip:
WHAM, oyuncu girdileri (örneğin hangi tuşlara basıldığı) ve oyun görüntüleriyle çalışıyor. Bu girdilerle bir film gibi oyun sekansı oluşturuyor.
Microsoft Gaming CEO'su Phil Spencer, WHAM'in iki ana kullanım alanını vurguladı:
Phil Spencer'ın, WHAM'in eski oyunları koruma amacıyla kullanılabileceğini söylemesi, oyun topluluğunda tartışma yarattı. Eleştiriler:
WHAM şu an için düşük çözünürlükte ve kısa süreli sekanslar üretebiliyor. Ancak bu tür modeller, gelecekte oyun geliştirme süreçlerini ve oyun koruma yöntemlerini önemli ölçüde değiştirebilir. Vaat ettiği potansiyel oldukça heyecan verici!
Meta, yapay zeka eğitiminde kullanmak üzere LibGen arşivlerinden on binlerce kitabı torrent protokolüyle indirdiğini kabul etti. Bu durum, Meta'nın halihazırda devam eden yapay zeka davasında önemli bir tartışma konusu oldu. Her ne kadar Meta'nın bu yöntemi kullandığına dair kanıtlar bulunsa da benzer yöntemleri diğer yapay zeka firmalarının da kullandığı biliniyor.
Meta, bu kitapları yapay zeka eğitiminde kullanmayı "fair use" (adil kullanım) kapsamında savunuyor. Şirket, bu tarz içeriklerin teknoloji geliştirmek için kullanılmasının daha geniş bir kitleye fayda sağladığını öne sürüyor. Ancak bu durum oldukça tartışmalı:
Davayı açan taraf, Meta'nın yalnızca kitapları indirmekle kalmadığını, aynı zamanda torrent protokolüyle bu içerikleri paylaşarak telif haklarını ihlal ettiğini iddia etti. Meta ise bu iddiayı reddederek, "Torrentten indirdik ama paylaşım yapmamak için önlemler aldık" açıklamasında bulundu.
Bu açıklama, Meta'nın torrent camiasında "sülük" (leecher) olarak adlandırılmasına neden oldu. Torrent kültüründe, bir dosyayı indirip paylaşmamak hoş karşılanmaz, çünkü paylaşım olmadan torrent sistemi çalışamaz.
Meta'nın bu açıklaması, davanın seyrini nasıl etkileyecek henüz belli değil. Ancak bu olay, yapay zeka firmalarının veri toplama yöntemleri ve etik sınırları hakkında daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Meta'nın bu davadan sıyrılıp sıyrılamayacağını zaman gösterecek.
Google, Chrome'un yapay zeka destekli güvenlik sistemini tüm kullanıcılar için yayına aldı. Bu yeni özellik, ziyaret ettiğiniz sitelerin zararlı olup olmadığını yapay zeka ile analiz ederek sizi uyarıyor. Ancak bu sistemin çalışma şekli, mahremiyet açısından bazı endişeleri de beraberinde getiriyor.
Chrome'un yapay zeka güvenlik sistemi, şu verileri Google Güvenli Tarama'ya gönderiyor:
Bu veriler, Google Hesabınızla ilişkilendirilerek güvenlik olaylarında Gmail gibi diğer hizmetlerde de koruma sağlıyor.
Bu sistem, yerel çalışmıyor. Yani, girdiğiniz siteler ve diğer veriler düzenli olarak Google'a gönderiliyor. Bu durum, kullanıcıların mahremiyeti açısından ciddi bir tartışma yaratıyor. Örneğin:
Eğer Google'ın verilerinizi nasıl kullandığı konusunda endişeleriniz varsa, bu özelliği devre dışı bırakmayı düşünebilirsiniz.
2025 Açık Kaynak Yazılım Konferansı, açık kaynak yazılım geliştiricilerinin karşılaştığı zorlukları gündeme taşıdı. Konferansta, açık kaynak projelerin sürdürülebilirliği ve geliştiricilerin üzerindeki ağır yük tartışıldı.
Açık kaynak yazılımlar, birçok şirketin altyapısında kritik bir rol oynuyor. Ancak:
Bireysel kullanıcılar, kullandıkları açık kaynak yazılımlara destek olmak için şu soruyu kendilerine sorabilir:
"Bu yazılıma yalnızca para ödeyerek erişebilseydim, para öder miydim?"
Eğer cevabınız "evet" ise, tek seferlik bir bağış bile projelerin devamlılığı için büyük bir fark yaratabilir.
Açık kaynak ekosisteminin temel sorunlarından biri, bağımlılık zincirlerinin büyük kısmının birkaç kişi tarafından yönetiliyor olması. Örneğin:
Bu durum, açık kaynak ekosisteminde sistemik bir soruna işaret ediyor. Daha geniş çaplı, sistemik bir çözüm olmadan, açık kaynak projelerin sürdürülebilirliği tehlikede olabilir.
Apple, yeni bütçe dostu telefonu iPhone 16e'yi tanıttı. Bu model, iPhone SE serisinin yerini alacak ve Apple’ın uygun fiyatlı telefon kategorisindeki yeni temsilcisi olacak.
iPhone 16e, Apple’ın USB-C portuna geçiş yaptığı modellerden biri. Ayrıca, Apple ilk kez kendi geliştirdiği C1 modemini bu modelde kullanacak. Daha önce uydu iletişimi için Qualcomm modemlerini kullanan Apple, bu alanda kendi çözümünü sunmaya başlıyor.
Apple, iPhone 16e'yi kendi ürün yelpazesi içinde "bütçe dostu" olarak konumlandırsa da, 48.000 TL'lik Türkiye fiyatı bu iddiayı tartışmalı hale getiriyor. Örneğin, bu fiyat Galaxy S25 gibi amiral gemisi modellerle aynı seviyede. Apple’ın uygun fiyatlı telefon kategorisinde bile yüksek fiyat politikası devam ediyor.
Sonuç olarak: iPhone 16e, Apple’ın uygun fiyatlı telefon kategorisinde yeni bir seçenek sunarken, fiyatı ve eksik özellikleri nedeniyle ne kadar "bütçe dostu" olduğu tartışmaya açık. Ancak USB-C ve yeni modem gibi yenilikler, Apple kullanıcıları için önemli bir adım olabilir.
Blackberry'nin ikonik fiziksel klavyesine ait patentin süresi doldu. Bir zamanlar yenilikçi tasarımıyla dikkat çeken bu klavye, Blackberry telefonlarının en ayırt edici özelliklerinden biriydi. Ancak artık bu patentin süresi sona erdi ve diğer üreticiler de benzer tasarımlar geliştirebilecek.
Günümüzde çoğu kişi dokunmatik ekranlara alışmış olsa da, fiziksel klavyelerin geri dönüşü bazı kullanıcılar için cazip olabilir. Özellikle:
Fiziksel klavyeli telefonlar, özellikle yazmayı seven kullanıcılar için nostaljik bir seçenek olabilir. Ancak dokunmatik ekranların sunduğu geniş kullanım alanı ve esneklik göz önüne alındığında, bu tür cihazların ne kadar talep göreceği tartışmalı.
Patent süresinin dolmasıyla birlikte, belki de fiziksel klavyeli telefonlar yeniden popüler hale gelebilir. Sizce fiziksel klavyeli bir telefon, günümüz teknolojisinde yer bulabilir mi?
ABD'de bir kurum tarafından yayınlanan rapora göre, tamir edilebilirlik konusunda en kötü laptoplar arasında sırasıyla Lenovo, Apple ve HP yer alıyor. Özellikle Apple'ın MacBook modelleri, tamir edilebilirlik açısından ciddi eleştiriler alıyor. Kendiniz bu cihazları tamir etmeye çalıştığınızda büyük zorluklarla karşılaşmanız kaçınılmaz.
Lenovo'nun listenin sonunda yer alması şaşırtıcı görünebilir. Lenovo "Fransız Tamir Edilebilirlik Endeksinde" 13 laptop modelinin 12'sinde yok. Dolayısıyla genel değerlendirmeyi yapan şirket Lenovo'yu sadece 1 laptop modelini baz alarak değerlendirdi.
Eski ThinkPad modelleri, tamir edilebilirlik konusunda oldukça başarılıydı. Bu rapor yalnızca sınırlı bir model üzerinden değerlendirme yapıldığı için Lenovo'nun sıralaması gerçeği tam yansıtmıyor.
Rapora göre, tamir edilebilirlik konusunda en iyi markalar:
Bu markalar, hem kullanıcıların hem de tamircilerin cihazları daha kolay onarabilmesini sağlıyor.
Tamir edilebilirlik, yalnızca cihazınızı kendiniz tamir etmenizle ilgili değil. Daha kolay tamir edilebilen cihazlar:
Laptop satın alırken, cihazın tamir edilebilirlik puanını kontrol etmek uzun vadede size fayda sağlayabilir. Daha kolay tamir edilebilen bir cihaz, hem cebinizi hem de çevreyi koruyabilir. Özellikle Apple gibi markaların tamir edilebilirlik konusunda sınıfta kalması, kullanıcıların bu konuda daha bilinçli olmasını gerektiriyor.
NVIDIA, yeni RTX 50 serisi ekran kartlarında 32-bit PhysX desteğini sonlandırdı. PhysX, oyunlarda etkileşimli objelerin daha gerçekçi görünmesini sağlayan bir fizik motorudur. Örneğin, bir duvar yıkıldığında parçaların doğal ve gerçekçi bir şekilde hareket etmesini sağlar.
RTX 50 serisi kartlar, artık 32-bit PhysX oyunlarını desteklemeyecek. Bu da şu anlama geliyor:
PhysX, artık yeni oyunlarda pek tercih edilmiyor. Bunun nedeni, PhysX'in sunduğu özelliklerin modern oyun motorlarının içine entegre edilmiş olması. Ancak yeni bir oyun PhysX kullanırsa, bu oyunlar 64-bit PhysX ile çalışacağından RTX 50 serisinde desteklenmeye devam edecek.
PhysX'in kapalı kaynak bir teknoloji olması, bu tür sorunların temel nedenlerinden biri. Eğer oyunlarda kullanılan kapalı kaynak API'ler bu şekilde desteklenmeyi bırakırsa, gelecekte bu oyunları modern makinelerde oynamak mümkün olmayabilir. Bu nedenle:
Sonuç olarak: NVIDIA'nın bu kararı, eski oyunları seven oyuncular için bir dezavantaj yaratabilir. Ancak, PhysX'in modern oyunlarda yerini oyun motorlarına bırakmış olması, bu değişimin etkisini sınırlayacaktır.
Elon Musk'ın sahibi olduğu X platformu, kullanıcıların Signal uygulaması üzerinden iletişim kurmak için paylaştıkları signal.me bağlantılarını engelliyor. Bu durum, Signal kullanıcılarının X üzerinden bağlantı paylaşmasını imkansız hale getiriyor. Bu engellemenin nedeni hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Bu durumun arkasında birkaç teori bulunuyor:
Bu nedenle, Signal bağlantılarının engellenmesi de gerçekten Musk'ın kişisel bir kararı olabilir.
Bu engellemenin bir sistem hatası olma ihtimali de var. Eğer öyleyse, yakın zamanda düzeltilmesi beklenebilir. Ancak geçmişteki benzer olaylar göz önüne alındığında, bu engellemenin kasıtlı bir karar olma ihtimali de göz ardı edilemez.
Bu hafta bir zamanların imparatoru olan Internet Explorer'ın neden öldüğünü anlatıyorum.
Bu haftaki bültenin de sonuna geldik. Haftaya görüşmek üzere!